Reducto-RPG


 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
En son konular
» Üstteki Üye Hakkındaki Düşüncelerin?
Ptsi Şub. 11, 2013 10:18 pm tarafından Beatrice DeGarcia

» Angel Westland
Cuma Şub. 24, 2012 7:04 pm tarafından Cwenye Angel Westland

» &Yapılan Takımlar
Paz Şub. 13, 2011 1:17 pm tarafından Anaïs Ventura

» Carpe Retractum
Perş. Şub. 10, 2011 1:37 pm tarafından Marcus Snopes

» Aaa. Yine mi been. Sizde açın konu ama.
Perş. Şub. 10, 2011 1:15 pm tarafından Zbignew Herman

» Ünlü Listesi Başvuruları
Perş. Şub. 10, 2011 12:32 pm tarafından Marcus Snopes

» *Cecilia ~*|
Perş. Şub. 10, 2011 12:25 pm tarafından Boleslaw Herman

» Sihir Bakanlığı Alımları
Perş. Şub. 10, 2011 12:12 pm tarafından Marcus Snopes

» *Cecilia ~*|
Perş. Şub. 10, 2011 11:58 am tarafından Marcus Snopes

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
Haftanın en aktif yollayıcıları
Forum

Paylaş | 
 

 Eva Rachel Hall

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Eva Rachel Hall

avatar

Mesaj Sayısı : 2
Kayıt tarihi : 01/02/11
Yaş : 22
Nerden : Londra

MesajKonu: Eva Rachel Hall   Salı Şub. 01, 2011 5:03 pm

Karakterin Adı: Eva Rachel Hall


''Fazla uzağında değilim Eva, sen bana fazla uzak değilsin. Aydınlığın karanlığa dönüştüğü yerde seni bekliyor olacağım. Eğer şimdi gelmek istersen geç olmayacak. Beyninin içinde ki fısıltıya kulak ver.''

Güneş ışıkları pencere camından içeri sızarken gökyüzünde uçuşan kuşlar sabahın habercisiydi. Toz pembe ve krem rengi ile bezenmiş odaya güneş ışıkları dolarken bu ışığın altında uçuşan küçük toz tanecikleri görünüyordu. Küçük toz tanelerinin güneş ışığı ile yaptığı dansa ev sahipliği eden bu ferah odadan duyulan tek ses genç bir kızın belirsiz iniltileriydi.

''Hayır.'' diyordu genç kız fısıltıya benzeyen ancak sessizliğin arasında kolaylıkla duyulabilecek bir tonda. ''Hayır.'' diye inliyor ve üzerine çekmiş olduğu yorganı itiyordu ayakları ile. Rüyasında gördüğü bir şey onun beynini ele geçiriyordu sanki. Siyah saçları beyaz yastığa kat kat dökülen genç kız az önceki hayırlarına nazaran daha yüksek bir sesle ''Hayır.'' diye bağırdı ve kendini bilmez bir şekilde yatağının üzerinde doğrulurken gözlerini açmış nerede olduğunu çözmeye çalışıyordu.

Beyninin içinde duyduğu bu fısıltı onun böylesine terlemesine neden olmuştu ancak gözlerinin kenarında biriken o küçük damlalar ter değildi. Eva Rachel Hall, farkında olmadan gözyaşları dökmeye başlamıştı. Nedenini bilmiyordu.. Sadece içindeki ağlama isteğine engel olamıyordu. Farkında olmadan ''İstemiyorum! Artık bu sesi duymak istemiyorum!'' diye bağırmaya başlamıştı. ''İstemiyorum, istemiyorum.''

Bağırmakla hırsını alamayan Eva ani bir hareketle yatağından fırladı ve krem rengi yorganı bir anlık sinir ile yere fırlatırken gözleri dönmüş bir şekilde yatağın üzerine yeni yayılmış olan çarşafa saldırdı. 14 ' lü yaşların vermiş olduğu güzelliğe sahip olan genç kız uzun ancak bu uzunluğa nazaran bakımlı tırnakları ile çarşafları yırtarken bir yandan hala bağırıyordu ''Hiç bir şey istemiyorum! Bu sesleri duymak istemiyorum!''

Eva ' nın seslerine bir başka ses daha karışırken duvarları toz pembe olan odanın kapısı gürültülü bir şekilde açıldı ve sarışın bir kadın gözleri telaştan kocaman olmuş bir halde Eva ' nın yanına koştu. ''Eva? Eva lütfen bırakır mısın? Eva yapma.'' Sarı saçları beline kadar uzanan güzel bayan gri-mavi gözlerini büyük bir hırsla çarşafı yırtan kızın üzerinde gezdiriyordu.. Eva ' nın ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalışıyordu ancak bu o kadar zordu ki.

Sonunda etrafına saldırmaktan yorgun düşmüş olan Eva gözlerinden yaşlar akarken sessizce dizlerinin üzerine çöktü. Zümrüt yeşili gözleri son derece boş bakıyordu ancak yüzünde öylesine masum bir ifade vardı ki görenlerin içine acıtmaya yetebilirdi. ''Sürekli fısıldıyor. Beynimin içinde sürekli o sözler dönüp duruyor.'' dedi çatallaşmış ve çığlık atmaktan yorgun düşmüş ses tonu ile.

''Ama ben o sesi, o sözleri duymak istemiyorum. Ben artık o fısıltının beynimin içinde dolaşmasını ve her sabah böyle uyanmama neden olmasını istemiyorum.'' diyerek sözlerine son verdi zümrüt yeşili gözlerin sahibi güzel genç kız. Sesi titremeye başlamış, gözlerinden boşalan yaşların bir kısmı kururken yeni gözyaşları pınarlarından akmaya başlamıştı. Dizlerinin üzerinde oturmuş boş gözlerle nereye olduğu bilinmeye bir yere bakarken hala daha fısıldıyordu; ''İstemiyorum.''

Az sonra omzunda sıcacık bir el hisseden Eva, Kayla ' nın o ipeksi sesini duydu. ''Eva, lütfen kendini bu hale getirme. Hem beni üzüyorsun hemde kendini hayattan bezdiriyorsun.'' Zümrüt yeşili gözler büyük bir sinirle yanarken Eva hızla o sıcak sesin sahibine döndü. ''Kendimi bu hale getirmeyeyim mi? Asıl beni bu hala getiren beynimin içinde dönen o anlamsız fısıltılar anlıyor musun Kayla!?'' diye bağırırken ayağa kalkmış ve bir adım Kayla ' dan uzaklaşmıştı.

''Eva, neler hissettiğini biliyor-'' diyerek söze başlayan Kayla diz çöktüğü yerden kalkarken Eva onun konuşmasına izin vermedi ve ağlaması daha fazla şiddetlenirken isyankar bir biçimde Kayla ' ya bağırmaya başladı; ''Neyi anlıyorsun Kayla? Neyi anlıyorsun?''

''O sesleri çok iyi biliyorum Eva. Sana aydınlığın karanlığa dönüştüğü yerde olduğunu söylüyor..'' dedi Kayla az sonra Eva ' nın şaşkın gözleri karşısında. Devam etti sessizce.. ''Senden bir yaş kadar küçüktüm belkide. Belkide 14 yaşına daha yeni girmiştim. Çok iyi hatırlıyorum.. Bir gece kulağıma gelen bir fısıltıyla uyandım..'' Durdu.. Az sonra Eva ' nın elinden tutup yarı yarıya parçalanmış yatağın üzerine otururlarken sesi biraz daha kısılmış bir halde devam etti. ''Bana fazla uzakta olmadığını söylüyordu. Fazla uzağında olmadığımı. Aydınlığın karanlığa dönüştüğü noktada beklediğini söylüyordu bana. Ve her defasında ağlayarak uyanıyordum.''

Zümrüt yeşili gözler Kayla ' yı süzüyordu sessizce. ''Nasıl?'' diye sordu fısıltıyla eş değer bir tonda. Gerçekten anlamıyordu. Beyninde binlerce soru vardı. Neden, nasıl? Madem Kayla ' da aynı şeyleri biliyordu neden kendisine bunu anlatmamıştı? ''Sana şaka gibi gelecek belki anlatacaklarım ama..'' diyerek söze başladı Kayla. ''Annen Voldemort ' un sadık Ölüm Yiyenlerinden biri tarafından öldürülmedi Eva. O.. o bu sesin sahibi tarafından öldürüldü.''

Bir kez daha ''Nasıl?'' diye sordu Eva. Gerçekten anlamıyordu. Bu ses beyninin altında yatan bir hayal değil miydi yani? Yani bu sesin bir sahibi mi vardı? Ne diyeceğini bilemiyordu genç kız. Gözleri tekrar dolarken bir kere daha sordu; ''Nasıl?''

''Ben henüz 9 yaşında falandım.. Babamın ölümü yüzünden annemle birlikte şehir dışında bir yere taşınmıştık. Taşındığımız evin yakınlarında tek bir ev vardı. O da hemen bizim karşımızda ki evdi. Bir gün etrafı dolaşmaya çıktığımda bir kız yanıma geldi. O kadar güzel gözleri vardı ki.. Senin gibi zümrüt yeşiliydi. Benden büyük olduğu kesindi.. 13 yaşlarındaydı. Önce çekindim, benden büyük ve güzel olduğu için. Ama kız benim yanıma geliyordu. Yüzünde sıcacık bir gülümseme vardı. Yanıma gelip isminin Denna olduğunu söyledi.''

Denna ismini duyunca gözleri açılmıştı Eva ' nın.. ''Annem.'' dedi çatallaşmış ses tonu ile. Kayla başını evet anlamında sallarken devam etti. ''Küçüktüm, ona hemen ısınmıştım. Kısa bir süre sonra bana duyduğu bu fısıltılardan bahsetti. O seçilmişti.. Karanlık gücü serbest bırakacak kişi olarak seçilmişti ancak ailesi Yoldaşlığın tarafındaydı.. Bana asla karanlığı salmayacağını söyledi. 13-14 yaşlarındayken karanlık beni de seçti. Denna sese kulak vermeyince beni de karanlığın kızı olmaya çağırdılar ama yapamazdım. Yapmadım.. Denna ile birlikte büyüdük. O evlenirken, sen doğduğunda onun yanındaydım. Onun bu sırrını bilen tek kişiydim belkide. En azından tüm derinliğini bilen tek kişiydim. Bir gün Voldemort ' un bu sesin sahibinden korktuğu bilgisi Yoldaşlığa sızdı. Eğer o karanlık serbest kalırsa sesin sahibi Voldemort ' u yok edecekti.

Eva ' nın gözlerine bakarak devam etti; Çünkü Voldemort onun önünü kapamaya, kendisinden başka kimsenin güçlü olmadığını herkese göstermeye çalışıyordu. Denna aklına koymuştu, sese kulak verecekti. Voldemort ölürse karanlığı kontrol edebileceğimizi düşündü. Saçmaydı, bunu ona söyledim ama beni dinlemedi. Bir gece onu senin odanda buldum. Üzerinde ceketi vardı. Sese gidiyordu. Söylemedi ama anladım. Kavga ettik.. Denna öylece çıkıp gitti. Tabi ben durur muyum? Asla! Onun peşinden gittim.. Çok hızlıydı. Koşuyordu.. Yetiştiğimde çok geçti. Elinde tuhaf bir cisimle karanlığı çağırmaya başlamıştı. Ama sözlerden birini yanlış söylemişti sanıyorum ki.. Ö..öl..öldü. Yere öylece düştü ve öldü.

Eva ağlıyordu.. Ölüm kelimesinden nefret ediyordu. ''Hayır.'' diyordu sessizce ama yapabileceği bir şey yoktu.. ''Annenin yaptığı hataya düşmemelisin Eva.. Karanlık seni çağırsa bile o sese kulak vermemelisin. Sen özelsin Eva..'' Son sözleri fısıltı gibi çıkmıştı Kayla ' nın ağzından.. Evet.. Eva Rachel Hall özeldi..

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Marcus Snopes
Gryffindor VII.Sınıf
Gryffindor VII.Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 29
Kayıt tarihi : 12/07/10

MesajKonu: Geri: Eva Rachel Hall   Çarş. Şub. 02, 2011 11:10 am

Rp Puanınız:75
Reducto Rpg'ye hoşgeldiniz.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Eva Rachel Hall
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Reducto-RPG :: Merkez :: Rol Oyunu Bölümü :: Seviye Belirleme-
Buraya geçin: